Kısa bir sessizlik her zaman gerilim değildir. Karşımızdakinin cümlesine yer açan, cevap verme sırasını kazanmak için kullanılmayan sessizlik de var.
Sorunun hangi varsayımla sorulduğunu anlamadan cevap seçmek acele geliyor. Bazen seçenekleri tartışmadan önce, neden yalnızca o seçeneklerin sunulduğunu sormak gerekiyor.
Bilmiyorum ile düşünmem gerekiyor aynı cümle değil. İlki bilgi sınırını, ikincisi henüz kurulmamış bir yargıyı anlatıyor. Konuşurken bu farkı korumak mümkün.
Bir metnin sorusunu sayfa kapanınca da taşımak hoşuma gidiyor. Her sorunun kitabın sonunda çözülen bir düğüm olması gerekmiyor; bazıları okura eşlik ediyor.