Bekleme süresinin ortalaması tek kişinin deneyimini anlatmayabilir. Çok uzun bekleyen az sayıda kişinin yaşadığı güçlük, tek sayının içinde kaybolabilir.
Bir arkadaşın gelmesini beklerken çayın soğuması küçük bir saat gibi. Zamanı bazen rakamdan önce masadaki değişiklik üzerinden hissediyoruz.
Bekleyen kişiye haber vermek basit bir nezaket. Gecikmenin kendisi değişmese bile, belirsizliğin azaltılması karşı tarafın zamanını daha iyi kullanmasını sağlar.
Randevu öncesindeki on dakika defterde ayrı bir yer tutabiliyor. Kısa notlar, zamanın geçmediği hissinin içinde düşüncenin aslında hareket ettiğini gösteriyor.
Bekleme için küçük bir uğraş taşımak işe yarayabilir. Ama her arayı verimli değerlendirme zorunluluğuna çevirmek, dinlenme ihtimalini de ortadan kaldırır.
Birini beklerken çevreye bakmak ekranı kontrol etmekten farklı. Bekleyişin boşluğu, bazen fark etmediğimiz bir ağacı veya sesi görünür kılıyor.
Bekleme süresinin bilinmesi duyguyu değiştirebilir. Beş dakika bilgisi, dakikaların sayısını azaltmadan neyi beklediğimizi daha somut hâle getiriyor.
Az kaldı sözü ölçü vermediğinde pek rahatlatmıyor. Bekleyişi anlatan dil, belirsizliği azaltmak yerine bazen yalnızca onu daha sevimli bir cümleye çeviriyor.
Bir kitabın sonraki bölümünü merak etmekle sırada beklemek başka duygular. İkisinde de zaman geçiyor ama dikkat, birinde ihtimale diğerinde engelle karşılaşıyor.