Tarif anlatırken ölçüyü bilmiyorsak bunu söylemek iyi. Tahmini kesin bir sayı gibi vermek, deneyecek kişiye gereksiz bir güven yükler.
Çorbanın tuzuna birlikte bakmak mutfağın küçük sohbetlerinden. Aynı kaşıktan iki farklı yeterli cevabı çıkması, damak tadının kişisel tarafını gösteriyor.
Her tarif doğaçlamaya eşit alan bırakmıyor. Pişirme tekniğinin hassas olduğu yerde küçük bir oran farkı, beklenen dokuyu tamamen değiştirebilir.
Bir tarifin yanına eksik malzemeyle yapılan değişikliği yazmak küçük bir keşif kaydı. Kusur gibi başlayan şey başka bir tada dönüşebiliyor.
İlk denemede miktarları kabaca not etmek işe yarar. Güzel çıkan şeyi ikinci kez yaparken, şansın hangi bölümde devreye girdiğini daha iyi görürüz.
Yemek yaparken her şeyi aynı anda kusursuz tutma isteği yoruyor. Bir denemenin bazen yalnızca yenebilir ve keyifli olması yeterli olabilir.
Bir malzemeyi azar azar ekleyip değişimi görmek öğretici. Sonuca ulaşmak kadar, karışımın hangi noktada başka hâle geçtiğini fark etmek de ilginç.
Göz kararı ölçmek ölçüsüz olmak değil. Ölçünün sayı yerine kıvam, renk ve dokuyla anlatıldığı başka bir yöntem.
Eski tarif defterindeki aldığı kadar un cümlesi tek başına yeterli değil. Bilginin bir kısmı yazıda, bir kısmı hamura dokunan elde saklı.